Proje Yönetiminde Çoklu Zekâ ve Yapay Zekâ ile Buluşması

“Bir ya da birden fazla kültürel ortamda değer taşıyan bir ürünü ortaya koyma veya sorunları çözme kapasitesi.”
— Howard Gardner

Bir projeyi başarıya ulaştırmak yalnızca takvim oluşturmak, bütçe hazırlamak ve görevleri takip etmekten ibaret olmayabilir. Proje yönetiminin; farklı düşünme biçimlerini, insan ilişkilerini, yaratıcılığı, analitik değerlendirmeyi ve değişen koşullara uyum sağlama becerisini aynı anda gerektiren çok katmanlı bir alan olduğunu düşünüyorum.

Bu nedenle proje yöneticisinin yetkinliklerini anlamaya çalışırken Howard Gardner’ın Çoklu Zekâ Kuramı ile Robert Sternberg’in Üçlü Zekâ Kuramını birlikte değerlendirmek farklı bir bakış açısı sunabilir. Yapay zekâ ise bu iki yaklaşımın kesiştiği noktada, proje yönetimini dönüştürme potansiyeli taşıyan yeni bir unsur olarak ele alınabilir.

Howard Gardner’ın çoklu zekâ yaklaşımı, insanın sözel, mantıksal, görsel, sosyal ve içsel alanlar gibi farklı yönlerde güçlü olabileceğini ileri sürer. Robert Sternberg ise zekâyı bileşensel, deneyimsel ve bağlamsal olmak üzere üç boyutta değerlendirir. Bu boyutların gündelik karşılıklarını analitik düşünme, yeni durumlarda yaratıcı çözümler geliştirme ve bilgiyi içinde bulunulan koşullara göre uygulama becerisi olarak yorumlamak mümkün olabilir.

Bu iki bakış açısını proje yönetimi açısından birlikte düşündüğümde dikkat çekici bir tabloyla karşılaşıyorum: Gardner daha çok gücün hangi alanlarda bulunabileceğine, Sternberg ise bu gücün farklı koşullarda nasıl harekete geçirilebileceğine ilişkin bir çerçeve sunuyor gibi görünüyor.

Ancak proje yönetimindeki asıl değerin, bu alanları birbirinden kesin çizgilerle ayırmaktan çok, ihtiyaç duyulan anda aralarında geçiş yapabilmekte ortaya çıkabileceğini düşünüyorum.

Proje Yönetiminin Çok Katmanlı Zekâ Yapısı

Bir proje yöneticisi riskin etkisini değerlendirirken analitik, değişen koşullar karşısında alternatif bir yol oluştururken yaratıcı, bu yolu organizasyonun gerçekleri içerisinde uygulanabilir hâle getirirken pratik düşünebilir. Bunları yaparken sözel gücünden, insan ilişkilerinden, görsel düşünme becerisinden ve kendi davranışlarının farkında olma kapasitesinden aynı anda yararlanması gerekebilir.

Bunlara ek olarak proje yöneticisinin açıkça ifade edilmeyen ipuçlarını okuyabilmesi ve bunları projenin diline tercüme edebilmesi de önemli olabilir. Sosyokültürel dinamikleri anlaması, ilişki ağları içerisindeki bağlantıları görebilmesi ve organizasyonun zaman içinde oluşmuş davranış biçimlerini okuyabilmesi; yazılı süreçlerin ötesinde başka zekâ alanlarının da kullanıldığını düşündürebilir.

Bu alanları sosyokültürel zekâ, ağ zekâsı ve organizasyon zekâsı olarak değerlendirmek mümkün olabilir. Bunlar Gardner’ın kuramında ayrı zekâ türleri olarak tanımlanmasa da proje yöneticisinin öğrendiği, deneyimle geliştirdiği ve farklı ortamlarda kullandığı yetenekleri ifade eden tamamlayıcı kavramlar olarak düşünülebilir.

Bu açıdan bakıldığında proje yönetimi, tek bir zekâ alanıyla açıklanabilecek bir meslek gibi görünmüyor. Aksine, farklı zekâ biçimlerinin aynı hedef doğrultusunda buluştuğu çok katmanlı bir yapı olarak ele alınabilir.

Başarılı bir proje yöneticisinin:

  • Farklı düşünme biçimlerini aynı proje içerisinde birlikte kullanabilmesi,
  • Ekibindeki kişilerin farklı güçlü yönlerini fark edebilmesi,
  • Görev ve sorumlulukları yalnızca unvanlara göre değil, bu güçlü yönleri dikkate alarak da değerlendirmesi,
  • Problemleri analitik biçimde ele alırken yaratıcı seçeneklere alan açması,
  • Üretilen çözümleri organizasyonun gerçekleri içerisinde uygulanabilir hâle getirmesi,
  • İnsanlar, süreçler ve teknoloji arasında bağlantı kurabilmesi

önemli olabilir.

Belki de proje yöneticisinin temel rolü, her sorunun cevabını tek başına bilmekten çok, farklı zekâları ortak bir amaç etrafında çalıştırabilmektir. Bu açıdan proje yöneticisini yalnızca işi yöneten kişi olarak değil, kolektif zekânın ortaya çıkmasına alan açan bir orkestratör olarak görmek mümkün olabilir.

Bugün bu çok katmanlı yapıya yeni bir aktörün daha eklendiğini düşünüyorum: yapay zekâ.

Yeni Aktör: Yapay Zekâ

Yapay zekâyı Gardner’ın tanımladığı insan zekâlarından biri olarak görmek bilimsel açıdan doğru olmayabilir. Bununla birlikte onu, proje yönetiminde zekânın kullanım biçimini değiştirebilecek yeni bir katman olarak değerlendirmek mümkün olabilir.

Yapay zekâ; verileri analiz edebilir, geçmiş projelerdeki örüntüleri bulabilir, risklerin daha erken fark edilmesine katkı sunabilir, farklı senaryolar üretebilir ve rutin süreçleri hızlandırabilir. Bu yönüyle Sternberg’in analitik, yaratıcı ve pratik düşünmeyle ilişkilendirilen alanlarının her biriyle belirli ölçülerde kesiştiği düşünülebilir. Sözel içerik oluşturması, sayısal verileri yorumlaması ve görsel raporlar hazırlaması bakımından Gardner’ın tanımladığı bazı zekâ alanlarını da destekleyebilir.

Fakat kesişmenin aynı olmak anlamına gelmediğini düşünüyorum.

Yapay zekâ bir paydaşın sözlerini analiz edebilir; insan ise bu sözlerin arkasındaki kaygıyı, ilişkinin geçmişini ve içinde bulunulan ortamı birlikte değerlendirebilir. Yapay zekâ seçenekler üretebilir; hangi seçeneğin anlamlı, etik ve sürdürülebilir olduğuna karar verme sorumluluğu ise insanda kalabilir. Yapay zekâ bir iletişim metni hazırlayabilir; güveni kuran, ilişkiyi sürdüren ve sonucun sorumluluğunu üstlenen yine insan olabilir.

Bu nedenle yapay zekâyı proje yöneticisinin zekâsının yerine geçen bir yapıdan çok, onu genişletebilecek bir çalışma ortağı olarak düşünmeye daha yakınım. Asıl dönüşümün, yapay zekânın neler yapabildiğinden ziyade proje yöneticisinin onun ürettiklerini nasıl yorumladığında ve hangi bağlamda kullandığında ortaya çıkabileceğini düşünüyorum.

Sonuç: Yeni Dönemde Zekâyı Birlikte Yönetebilmek

Gardner, güçlü olabileceğimiz alanları; Sternberg ise bu güçleri farklı koşullarda nasıl kullanabileceğimizi anlamamıza yardımcı olan iki ayrı bakış açısı sunuyor. Yapay zekâ da bu yapıya hız, veri işleme kapasitesi ve yeni üretim olanakları ekleyebilir.

Geleceğin proje yöneticisinin, yapay zekâyla rekabet eden değil; onun güçlü ve sınırlı yönlerini tanıyan kişi olabileceğini düşünüyorum. Kendi zekâ alanlarını tanırken ekibindeki farklı yetenekleri de görünür kılabilir. Analitik düşünebilir, yaratıcı seçenekler geliştirebilir, bunları uygulanabilir hâle getirebilir ve yapay zekâyı kararlarının yerine geçen bir otorite olarak değil, karar kalitesini destekleyen bir çalışma ortağı olarak kullanabilir.

Bana göre proje yönetiminin geleceği yalnızca insan zekâsında ya da yalnızca yapay zekâda şekillenmeyecek. Gelecek; insanın anlamlandırma, ilişki kurma, etik değerlendirme ve sorumluluk alma gücüyle yapay zekânın hız, veri işleme ve örüntü tanıma kapasitesinin bilinçli biçimde bir araya gelmesinde şekillenebilir.

Belki de bundan sonraki temel yetkinlik, her şeyi bilmek veya her şeyi tek başına yapabilmek değil; insan, ekip ve yapay zekâ arasında oluşan bu yeni kolektif zekâyı doğru yönetebilmek olacak.

#ProjectManagement #ProgramManagement #PortfolioManagement #OrganizationalTransformation #Sustainability

Zeynep Eda Ataç

https://www.linkedin.com/in/zeynepedaatac